Turnuvada D grubuyla birlikte ölüm grubu sıfatına yakışan G grubu turnuvanın en çetin ikincilik
mücadelesinin verileceği grubu olmaya aday. Ancak favori Almanya’nın bile
yaşayacağı bir kaza soğuk terler dökmelerine sebep olabilir.
Almanya
2002’den beri (Euro 2004 hariç) her turnuvada kupanın en
önemli adaylarından olup da bir türlü mutlu sona ulaşamayan Almanya bu yıl da
Brezilya’da hiçbir Avrupa takımının başaramadığı bir şeyi başarmaya çalışacak:
Güney Amerika’da kupa kazanmak. 18 yıldır kupaya hasret olan Almanya’nın
yetiştirdiği altın neslin önemli oyuncuları olan Podolski, Lahm, Schweinsteiger,
Mertescaker ve Klose için de son şans olabilir –Klose 40ında da oynayabilir
belli olmaz o yüzden-. Almanya geçmişteki karanlık dönemden dersler çıkardığı
için belki uzun bir süre jenarasyon sıkıntısı yaşamayacak ancak yine de bu
oyuncuların bir kupa kazanamadan futbolu bırakmaları büyük haksızlık olur.
Benim gibi bir Almanya dilencisi için özellikle.
Bu turnuvada tarihi belalıları İtalya ile finale kadar karşı
karşıya gelmeleri mümkün olmayacağından -İtalya’nın da eleneceğini
düşünerek- Almanya’nın final oynama ve
kupayı kazanma şansını oldukça yüksek görüyorum. Bu yolda da Brezilya’dan 2002
finalinin intikamı alınabilir.
Kadro: Açıklanmış 27 kişilik ön kadroda sürprizler var ve
tartışmalar söz konusu. Takımın en yaşlı oyuncusu 36 yaşındaki efsane –bana
göre hakkı da yeterince verilmeyen- golcü Miroslav Klose. 2011’de Galatasaray
ile adı anıldığında çok ümitlenmiştim ama Lazio’ya gidip onları şahlandırdı. Sampdoria’da
forma giyen ve Almanya’da 1 dakika bile futbol oynamamış 22 yaşındaki Mustafi,
aynı yaştaki Dortmund’lu Erik Durm tecrübesizlikleri nedeniyle eleştirilen
isimler –muhtemelen de son kadroda olmayacaklar-. Ama bana göre kaptan Philip
Lahm’ın 2006’da henüz 22 yaşında Kosta Rika’ya attığı golle parlayan kariyeri
bu gençlere bu kadar olumsuz bakmamak için yeterli.
Khedira gibi sezonun
çoğunda sakatlıklarla boğuşmuş bir ismin kadroda yer bulması da Löw’ün eleştiri
konusu olduğu bir diğer nokta. Geçtiğimiz günlerde de Neuer’in kupayı
kaçırabileceği iddiası çıkmıştı ama bu yalanlandı. Almanya’nın en rahat olduğu
mevkilerden biri kale olsa da kimse elindekinin en iyisinden mahrum kalmak
istemez.
Teknik Direktör: Joachim Löw
Löw 2006’da takımı Jurgen Klinsmann’dan devraldığında çok
hoşnut olmamıştım çünkü Klinsmann’ı seviyordum ve başarılı olduğuna
inanıyordum. Löw, zamanın getirdiği bir sürpriz sonucu 2006’da yardımcılığını
yaptığı Klinsmann’ın yönettiği ABD ile aynı gruba geldi. Defans güvenliğini bırakmadan
hücumcu ve hızlı bir oyun oynatan Löw 2010’dan önce Ballack’ı takımdan kesmesiyle
polemikleri ateşlemişti hatırlayanlar olacaktır. Kafasındaki felsefeye uygun
olmayan kimseyi takımda istemeyen Löw bu zamana kadar 2008 finalinde
İspanya’ya, 2010 yarı finalinde İspanya’ya ve 2012 yarı finalinde İtalya’ya
yenilerek “kupa kazandırabilen hoca değil” baskısını yaşamaya başladı. Löw,
hazırlık maçlarını dikkate almazsak Almanya’yı buraya 9 galibiyet ve 4-4lük
ilginç bir İsveç beraberliğiyle getirdi.
Bunda iş var:
Miroslav Klose: Dünya Kupası’nda 36 yaşını dolduracak olan Klose
bu sezon Lazio’da 28 maça çıkıp 8 gol 5 asist ile oynadı ve 267 dakikaya bir
gol sığdırarak kötü giden Lazio’da iyi bir sezon geçirdi. Kendisi Ronaldo’nun
rekorunun en büyük tehditçisi ve Brezilya’da 2 gol atarsa bu rekoru ele
geçirecek. Golcülüğünün yanında iş ahlakı ve disipliniyle de konuşulan bu
adamın rekoru alma zamanı geldi.
Mario Götze: Belki
yazmaya bile gerek yok ama geçen sezon oldukça ses çıkartan bir transferle
Borussia Dortmund’dan Bayern Münih’e
transfer olan 22 yaşındaki ortasaha oyuncusu, soğukkanlılığının yanı
sıra hızı ve top sürüş yeteneğiyle Almanya’nın korku veren hücum hattının en
büyük kozlarından birisi olacak.
Portekiz
2002’den beri yapılan her Dünya Kupası’na katılmayı başaran
Portekiz’in bu süredeki en iyi derecesi 2006’da Almanya’da aldığı 4.lük oldu.
Tarihlerindeki en iyi derece ise 1966’da İngiltere’de kazandıkları 3.lük. Avrupa Kupası’nda ise 2004’te kendi evinde
yapılan turnuvada finalde Yunanistan’a yenilerek kupayı kaçıran Portekiz’den
beklentiler çok da büyük değil. Cristiano Ronaldo’nun önderliğinde sürpriz
yapabilirler mi bunu grup maçlarında göreceğiz.
Kadro: Portekiz’in final kadrosu açıklandı. Tabi ki gözler takımın
yıldızı ve en büyük kozu kaptan Cristiano Ronaldo’da olacak. Kadronun geneline
baktığımızda futbola göre orta-yaşlı ve yaşlı sayılabilecek oyuncuların
fazlalığı göze çarpıyor. Nani, Coentrao, Pepe, Rui Patricio gibi tanıdık bir
sürü isim var. Ülkemizde Fenerbahçe’de
oynayan Bruno Alves ve Raul Meireles ile Beşiktaş’ın gol yükünü çekmeye çalışan
Hugo Almeida da kadroda yer alan isimler.
Teknik Direktör: Paulo Bento
Bento, futbolculuk ve teknik direktörlük kariyerinde
Portekiz dışına hiç çıkmamış bir isim. Takımını Euro 2012 eleme gruplarında devraldıktan
sonra başarılı bir grafikle Euro 2012 yarıfinaline kadar çıkartıp şampiyon
İspanya’ya penaltılarla kaybetti. Dünya Kupası’na gelirken de Zlatan
İbrahimovic vs. Cristiano Ronaldo şeklinde görülen –ki öyle oldu- play-off
maçlarında İsveç’i elemeyi başardı. Portekiz’i ilk kez bir Dünya Kupası’nda
yönetecek Bento’nun oynattığı futbol çok beğenilip övgüler almasa da bu
atmosferde beklentileri aşmayı başarabilir.
Bunda iş var:
Portekiz kadrosunda genç oyuncular mevcut ancak içlerinden
sadece bir tanesi ön plana çıkıyor: William Carvalho. 22 yaşındaki Angola
doğumlu genç ön libero bu sezon Sporting Lisbon ortasahasının değişmez
isimlerinden bir tanesi oldu. Liverpool ve Manchester United’ın yanında başka
takımların da transfer etmek için uğraş verdiği söylenen genç oyuncu turnuvada
forma şansı bulmak için oldukça iyi oyuncularla kapışacak fakat forma şansı
alabilirse kariyeri için büyük bir sıçrama yapabilir.
Tabi ben buraya Bruma’yı yazabilmek isterdim. Kupa maçında
çok talihsiz bir sakatlık yaşayan 19 yaşındaki genç kanat oyuncumuz açısından
en üzüldüğüm nokta bu turnuvayı kaçıracak olması. Nasip bir sonraki turnuvaya
diyelim.
Gana:
2010’da Uruguay’a Suarez’in efsanevi el müdahalesi ve peşinden
kaçan penaltı ile elenerek yarı finalin kıyısından dönen Gana bu sefer aynı noktaya
gelebilmek için sürprizlere imza atmak zorunda. Bunun için oldukça tecrübeli
oyunculara sahipler fakat yarışacakları takımlar oldukça zorlu.
Kadro: Gana’nın şu andaki 26 kişilik ön kadrosunda futbolseverlerin
yakından tanıdığı birçok isim mevcut ve birçoğunun da milli takım tecrübesi oldukça
fazla. Bu sezon Juventus’un şampiyonluğunda ortasahanın en önemli isimlerinden
olan Kwadwo Asamoah, bir diğer önemli isim Essien, Schalke 04’ün silahlarından
Kevin-Prince Boateng, takımda en çok milli maça çıkmış Sulley Muntari ve
Birleşik Arap Emirleri’nde oynasa da hala rakip savunmalar için korku salan
Asamoah Gyan şüphesiz Gana’nın en büyük kozları olacaklar. Ülkemizde
Eskişehirspor’da forma giyen ve izlediğim maçlarında oldukça başarılı bulduğum
Jerry Akaminko da Gana için ter dökecek.
Teknik Direktör: James Kwesi Appiah
Kendisi Gana’yı Dünya Kupası’na
götürerek bir ilki başarmış ve Dünya Kupası’na giden ilk siyahi Afrikalı teknik
direktör olmuş. Kendisi ülkesi dışında futbol adına İngiltere’de aldığı
eğitimler dışında bir faaliyette bulunmadığı için hakkında bilgi edinmek zor,
belki de bu kupa onun daha fazla tanınmasını sağlar.
Bunda iş var:
Majeed Waris. 22 yaşındaki Spartak Moskova’lı futbolcu bu
sezonun yarısında kiralık gittiği Valenciennes’te 15 maçta 9 gol atmayı
başarmış ve formuyla takımdaki gençler arasında en çok öne çıkan isim. Asamoah
Gyan’a iyi bir alternatif olmanın yanı sıra formayı da ondan alabilir.
Amerika Birleşik Devletleri
7.kez üst üste Dünya Kupası’na katılıyor olsalar da 2010’daki
turnuvaya kadar herkes ABD’nin bir futbol turnuvasına katılmasıyla ilgili
şakalar yapıyordu. 2010’da gösterdikleri son 16ya kalma başarısı ve performans,
İngiltere karşısında aldıkları galibiyete eşdeğer gördükleri 1-1lik beraberlik –Robert
Green ve Jabulani sayesinde- bu şakaların biraz kesilmesine sebep oldu. Bu
turnuvada geçen sefer elendikleri Gana’dan grup aşamasında intikam alma fırsatı
bulacaklar. Teknik direktör Jurgen Klinsmann için de Almanya karşısında eski
yardımcısı Löw’e karşı mücadele verecek olmak ilginç bir hikaye ortaya
çıkartabilir.
Kadro:
Klinsmann dün itibariyle 23 kişilik final kadrosunu
açıkladı. Oldukça ağırlıklı bir şekilde MLS’ten oyuncu seçen Klinsmann bu
kadroyu Almanya’da forma giyen oyuncularla destekledi. Takımdaki en tecrübeli
isimler kaleci Tim Howard, şu anda Meksika’da oynayan DeMarcus Beasley ve
Seattle’da forma giyen Clint Dempsey. Beşiktaş’a transfer olan Jermaine Jones
ile kısa bir dönem Bursaspor’da forma giymiş Jozy Altidore da kadroda yer alan
isimler.
Kadro konusunda en büyük patırtı London Donovan’ın dışarda
bırakılması ile koptu. Kadro açıklandığı saatlerde Twitter’da tabiri caizse “çarşı
karıştı”. Birçok kişi Donovan’ın göbeğini bu kadro dışıya sebep gösterirken,
bir kısmı kararın aylar önce verildiğini yazdı bunlara karşı Donovan’ı savunan kişiler
de ABD’nin Donovan’ı çok arayacağını, onun kadar tecrübeli ve başarılı bir
oyuncunun eksikliğinin maçlarda hissedileceğini belirtti. Ben ise Donovan’ı sevmeme rağmen
Klinsmann’ın Almanya’da yaptığı gibi geleceğin takımını hazırladığını ve uzun
vadeli planlar yaptığını düşünüyorum ve bu kararı haklı buluyorum.
Teknik Direktör: Jurgen Klinsmann.
Almanya’nın efsane futbolcusu ve şu anki
takımda emeği yadırganamayacak teknik direktörü bu turnuvada daha önce
belirttiğim üzere Almanya’ya karşı mücadele edecek. ABD’yi futbol açısından
ileri seviyelere taşıyacağı konusunda şüphem yok ve bu turnuvada da ABD’nin
imza atacağı bir sürprizde en büyük payın kendisinde olacağını biliyorum. Olası
kötü sonuçlarda ise Donovan’ı dışarda bıraktığı için sertçe eleştirilecek ancak
kendisi mutlaka buna da hazırlıklıdır.
Bunda iş var:
Burada hem cahilliğimden dolayı affınıza sığınıyorum hem de
2010’daki kupadan beri beğendiğim bir topçuya torpil yapıyorum. 26 yaşında olsa da, Avrupa kariyerinde belki
de yanlış takım tercihleri yüzünden beklenen patlamayı yapamamış olsa da
Michael Bradley’den bu turnuvada da başarılı bir performans bekliyorum.
Halihazırda Toronto FC’de forma giyen ve daha sözleşmesi olan ortasaha
oyuncusunun kafasında böyle bir plan var mı bilemem ama turnuvadan sonra bir
kez daha Avrupa’ya açılma şansı bulabilir. Hatırlayanlar olacaktır kendisinin
adı bir dönem Galatasaray ile de anılmıştı. Bize gelse belki farklı bir
kariyeri olurdu.
Grupla ilgili tahminlerimiz ise şu şekilde:
Mustafa: 1- Almanya 2- Portekiz 3- Gana 4- ABD
Ben: 1-Almanya 2-ABD 3-Portekiz 4-Gana


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder