24 Mayıs 2014 Cumartesi

Grup G: Ön İnceleme




Turnuvada D grubuyla birlikte ölüm grubu sıfatına yakışan G grubu turnuvanın en çetin ikincilik mücadelesinin verileceği grubu olmaya aday. Ancak favori Almanya’nın bile yaşayacağı bir kaza soğuk terler dökmelerine sebep olabilir.

Almanya

2002’den beri (Euro 2004 hariç) her turnuvada kupanın en önemli adaylarından olup da bir türlü mutlu sona ulaşamayan Almanya bu yıl da Brezilya’da hiçbir Avrupa takımının başaramadığı bir şeyi başarmaya çalışacak: Güney Amerika’da kupa kazanmak. 18 yıldır kupaya hasret olan Almanya’nın yetiştirdiği altın neslin önemli oyuncuları olan Podolski, Lahm, Schweinsteiger, Mertescaker ve Klose için de son şans olabilir –Klose 40ında da oynayabilir belli olmaz o yüzden-. Almanya geçmişteki karanlık dönemden dersler çıkardığı için belki uzun bir süre jenarasyon sıkıntısı yaşamayacak ancak yine de bu oyuncuların bir kupa kazanamadan futbolu bırakmaları büyük haksızlık olur. Benim gibi bir Almanya dilencisi için özellikle.

Bu turnuvada tarihi belalıları İtalya ile finale kadar karşı karşıya gelmeleri mümkün olmayacağından -İtalya’nın da eleneceğini düşünerek-  Almanya’nın final oynama ve kupayı kazanma şansını oldukça yüksek görüyorum. Bu yolda da Brezilya’dan 2002 finalinin intikamı alınabilir.

Kadro: Açıklanmış 27 kişilik ön kadroda sürprizler var ve tartışmalar söz konusu. Takımın en yaşlı oyuncusu 36 yaşındaki efsane –bana göre hakkı da yeterince verilmeyen- golcü Miroslav Klose. 2011’de Galatasaray ile adı anıldığında çok ümitlenmiştim ama Lazio’ya gidip onları şahlandırdı. Sampdoria’da forma giyen ve Almanya’da 1 dakika bile futbol oynamamış 22 yaşındaki Mustafi, aynı yaştaki Dortmund’lu Erik Durm tecrübesizlikleri nedeniyle eleştirilen isimler –muhtemelen de son kadroda olmayacaklar-. Ama bana göre kaptan Philip Lahm’ın 2006’da henüz 22 yaşında Kosta Rika’ya attığı golle parlayan kariyeri bu gençlere bu kadar olumsuz bakmamak için yeterli.
Khedira gibi  sezonun çoğunda sakatlıklarla boğuşmuş bir ismin kadroda yer bulması da Löw’ün eleştiri konusu olduğu bir diğer nokta. Geçtiğimiz günlerde de Neuer’in kupayı kaçırabileceği iddiası çıkmıştı ama bu yalanlandı. Almanya’nın en rahat olduğu mevkilerden biri kale olsa da kimse elindekinin en iyisinden mahrum kalmak istemez.

Teknik Direktör: Joachim Löw

Löw 2006’da takımı Jurgen Klinsmann’dan devraldığında çok hoşnut olmamıştım çünkü Klinsmann’ı seviyordum ve başarılı olduğuna inanıyordum. Löw, zamanın getirdiği bir sürpriz sonucu 2006’da yardımcılığını yaptığı Klinsmann’ın yönettiği ABD ile aynı gruba geldi. Defans güvenliğini bırakmadan hücumcu ve hızlı bir oyun oynatan Löw 2010’dan önce Ballack’ı takımdan kesmesiyle polemikleri ateşlemişti hatırlayanlar olacaktır. Kafasındaki felsefeye uygun olmayan kimseyi takımda istemeyen Löw bu zamana kadar 2008 finalinde İspanya’ya, 2010 yarı finalinde İspanya’ya ve 2012 yarı finalinde İtalya’ya yenilerek “kupa kazandırabilen hoca değil” baskısını yaşamaya başladı. Löw, hazırlık maçlarını dikkate almazsak Almanya’yı buraya 9 galibiyet ve 4-4lük ilginç bir İsveç beraberliğiyle getirdi.

Bunda iş var:

Miroslav Klose: Dünya Kupası’nda 36 yaşını dolduracak olan Klose bu sezon Lazio’da 28 maça çıkıp 8 gol 5 asist ile oynadı ve 267 dakikaya bir gol sığdırarak kötü giden Lazio’da iyi bir sezon geçirdi. Kendisi Ronaldo’nun rekorunun en büyük tehditçisi ve Brezilya’da 2 gol atarsa bu rekoru ele geçirecek. Golcülüğünün yanında iş ahlakı ve disipliniyle de konuşulan bu adamın rekoru alma zamanı geldi.

Mario Götze:  Belki yazmaya bile gerek yok ama geçen sezon oldukça ses çıkartan bir transferle Borussia Dortmund’dan Bayern Münih’e  transfer olan 22 yaşındaki ortasaha oyuncusu, soğukkanlılığının yanı sıra hızı ve top sürüş yeteneğiyle Almanya’nın korku veren hücum hattının en büyük kozlarından birisi olacak.

Portekiz
2002’den beri yapılan her Dünya Kupası’na katılmayı başaran Portekiz’in bu süredeki en iyi derecesi 2006’da Almanya’da aldığı 4.lük oldu. Tarihlerindeki en iyi derece ise 1966’da İngiltere’de kazandıkları 3.lük.  Avrupa Kupası’nda ise 2004’te kendi evinde yapılan turnuvada finalde Yunanistan’a yenilerek kupayı kaçıran Portekiz’den beklentiler çok da büyük değil. Cristiano Ronaldo’nun önderliğinde sürpriz yapabilirler mi bunu grup maçlarında göreceğiz.

Kadro: Portekiz’in final kadrosu açıklandı. Tabi ki gözler takımın yıldızı ve en büyük kozu kaptan Cristiano Ronaldo’da olacak. Kadronun geneline baktığımızda futbola göre orta-yaşlı ve yaşlı sayılabilecek oyuncuların fazlalığı göze çarpıyor. Nani, Coentrao, Pepe, Rui Patricio gibi tanıdık bir sürü isim var.  Ülkemizde Fenerbahçe’de oynayan Bruno Alves ve Raul Meireles ile Beşiktaş’ın gol yükünü çekmeye çalışan Hugo Almeida da kadroda yer alan isimler.

Teknik Direktör: Paulo Bento

Bento, futbolculuk ve teknik direktörlük kariyerinde Portekiz dışına hiç çıkmamış bir isim. Takımını Euro 2012 eleme gruplarında devraldıktan sonra başarılı bir grafikle Euro 2012 yarıfinaline kadar çıkartıp şampiyon İspanya’ya penaltılarla kaybetti. Dünya Kupası’na gelirken de Zlatan İbrahimovic vs. Cristiano Ronaldo şeklinde görülen –ki öyle oldu- play-off maçlarında İsveç’i elemeyi başardı. Portekiz’i ilk kez bir Dünya Kupası’nda yönetecek Bento’nun oynattığı futbol çok beğenilip övgüler almasa da bu atmosferde beklentileri aşmayı başarabilir.

Bunda iş var:

Portekiz kadrosunda genç oyuncular mevcut ancak içlerinden sadece bir tanesi ön plana çıkıyor: William Carvalho. 22 yaşındaki Angola doğumlu genç ön libero bu sezon Sporting Lisbon ortasahasının değişmez isimlerinden bir tanesi oldu. Liverpool ve Manchester United’ın yanında başka takımların da transfer etmek için uğraş verdiği söylenen genç oyuncu turnuvada forma şansı bulmak için oldukça iyi oyuncularla kapışacak fakat forma şansı alabilirse kariyeri için büyük bir sıçrama yapabilir.

Tabi ben buraya Bruma’yı yazabilmek isterdim. Kupa maçında çok talihsiz bir sakatlık yaşayan 19 yaşındaki genç kanat oyuncumuz açısından en üzüldüğüm nokta bu turnuvayı kaçıracak olması. Nasip bir sonraki turnuvaya diyelim.

Gana:
2010’da Uruguay’a Suarez’in efsanevi el müdahalesi ve peşinden kaçan penaltı ile elenerek yarı finalin kıyısından dönen Gana bu sefer aynı noktaya gelebilmek için sürprizlere imza atmak zorunda. Bunun için oldukça tecrübeli oyunculara sahipler fakat yarışacakları takımlar oldukça zorlu.

Kadro: Gana’nın şu andaki 26 kişilik ön kadrosunda futbolseverlerin yakından tanıdığı birçok isim mevcut ve birçoğunun da milli takım tecrübesi oldukça fazla. Bu sezon Juventus’un şampiyonluğunda ortasahanın en önemli isimlerinden olan Kwadwo Asamoah, bir diğer önemli isim Essien, Schalke 04’ün silahlarından Kevin-Prince Boateng, takımda en çok milli maça çıkmış Sulley Muntari ve Birleşik Arap Emirleri’nde oynasa da hala rakip savunmalar için korku salan Asamoah Gyan şüphesiz Gana’nın en büyük kozları olacaklar. Ülkemizde Eskişehirspor’da forma giyen ve izlediğim maçlarında oldukça başarılı bulduğum Jerry Akaminko da Gana için ter dökecek.

Teknik Direktör: James Kwesi Appiah

Kendisi Gana’yı Dünya Kupası’na götürerek bir ilki başarmış ve Dünya Kupası’na giden ilk siyahi Afrikalı teknik direktör olmuş. Kendisi ülkesi dışında futbol adına İngiltere’de aldığı eğitimler dışında bir faaliyette bulunmadığı için hakkında bilgi edinmek zor, belki de bu kupa onun daha fazla tanınmasını sağlar.

Bunda iş var:
Majeed Waris. 22 yaşındaki Spartak Moskova’lı futbolcu bu sezonun yarısında kiralık gittiği Valenciennes’te 15 maçta 9 gol atmayı başarmış ve formuyla takımdaki gençler arasında en çok öne çıkan isim. Asamoah Gyan’a iyi bir alternatif olmanın yanı sıra formayı da ondan alabilir.

Amerika Birleşik Devletleri
7.kez üst üste Dünya Kupası’na katılıyor olsalar da 2010’daki turnuvaya kadar herkes ABD’nin bir futbol turnuvasına katılmasıyla ilgili şakalar yapıyordu. 2010’da gösterdikleri son 16ya kalma başarısı ve performans, İngiltere karşısında aldıkları galibiyete eşdeğer gördükleri 1-1lik beraberlik –Robert Green ve Jabulani sayesinde- bu şakaların biraz kesilmesine sebep oldu. Bu turnuvada geçen sefer elendikleri Gana’dan grup aşamasında intikam alma fırsatı bulacaklar. Teknik direktör Jurgen Klinsmann için de Almanya karşısında eski yardımcısı Löw’e karşı mücadele verecek olmak ilginç bir hikaye ortaya çıkartabilir.

Kadro:
Klinsmann dün itibariyle 23 kişilik final kadrosunu açıkladı. Oldukça ağırlıklı bir şekilde MLS’ten oyuncu seçen Klinsmann bu kadroyu Almanya’da forma giyen oyuncularla destekledi. Takımdaki en tecrübeli isimler kaleci Tim Howard, şu anda Meksika’da oynayan DeMarcus Beasley ve Seattle’da forma giyen Clint Dempsey. Beşiktaş’a transfer olan Jermaine Jones ile kısa bir dönem Bursaspor’da forma giymiş Jozy Altidore da kadroda yer alan isimler.

Kadro konusunda en büyük patırtı London Donovan’ın dışarda bırakılması ile koptu. Kadro açıklandığı saatlerde Twitter’da tabiri caizse “çarşı karıştı”. Birçok kişi Donovan’ın göbeğini bu kadro dışıya sebep gösterirken, bir kısmı kararın aylar önce verildiğini yazdı bunlara karşı Donovan’ı savunan kişiler de ABD’nin Donovan’ı çok arayacağını, onun kadar tecrübeli ve başarılı bir oyuncunun eksikliğinin maçlarda hissedileceğini  belirtti. Ben ise Donovan’ı sevmeme rağmen Klinsmann’ın Almanya’da yaptığı gibi geleceğin takımını hazırladığını ve uzun vadeli planlar yaptığını düşünüyorum ve bu kararı haklı buluyorum.

Teknik Direktör: Jurgen Klinsmann. 

Almanya’nın efsane futbolcusu ve şu anki takımda emeği yadırganamayacak teknik direktörü bu turnuvada daha önce belirttiğim üzere Almanya’ya karşı mücadele edecek. ABD’yi futbol açısından ileri seviyelere taşıyacağı konusunda şüphem yok ve bu turnuvada da ABD’nin imza atacağı bir sürprizde en büyük payın kendisinde olacağını biliyorum. Olası kötü sonuçlarda ise Donovan’ı dışarda bıraktığı için sertçe eleştirilecek ancak kendisi mutlaka buna da hazırlıklıdır.

Bunda iş var:

Burada hem cahilliğimden dolayı affınıza sığınıyorum hem de 2010’daki kupadan beri beğendiğim bir topçuya torpil yapıyorum.  26 yaşında olsa da, Avrupa kariyerinde belki de yanlış takım tercihleri yüzünden beklenen patlamayı yapamamış olsa da Michael Bradley’den bu turnuvada da başarılı bir performans bekliyorum. Halihazırda Toronto FC’de forma giyen ve daha sözleşmesi olan ortasaha oyuncusunun kafasında böyle bir plan var mı bilemem ama turnuvadan sonra bir kez daha Avrupa’ya açılma şansı bulabilir. Hatırlayanlar olacaktır kendisinin adı bir dönem Galatasaray ile de anılmıştı. Bize gelse belki farklı bir kariyeri olurdu.


Grupla ilgili tahminlerimiz ise şu şekilde:

Mustafa: 1- Almanya 2- Portekiz 3- Gana 4- ABD
Ben: 1-Almanya 2-ABD 3-Portekiz 4-Gana

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder