28 Mayıs 2014 Çarşamba

Grup F: Ön İnceleme


Herkesin şöyle bir baktığında Arjantin’in peşinde Bosna-Hersek’in çıkacağını tahmin ettiği bir grup. İki takım da rakipleri İran ve Nijerya’ya göre daha güçlüler. Sürprize çok yer olmayacağını düşünsem de kaybedecek bir şeyi olmayan İran ve Nijerya  son ana kadar grupta heyecanı üst düzey tutacaktır.

Arjantin

Bir Arjantinlinin en büyük hayali Brezilya’da Dünya Kupası kazanmaktır diye düşünüyorum. Önlerine bu şans geldi ve kendi standartlarına göre kolay bir gruptalar.

Kadro:

Arjantin’in açıklanan 26 kişilik kadrosunda 24 yaşındaki savunma oyuncusu Marcus Rojo’dan daha genç bir isim bulunmuyor. Oyuncuların büyük bir kısmı bir sonraki kupada da forma giyebilecek yaşlarda (26-30 arası dağılım) olsa da yaş itibariyle şimdiki kadar verimli olamayacakları açık. Bu da Brezilya’da oynanan kupada takım için altın çağlarını sahaya yansıtmaları için motivasyon unsuru olacaktır.

Tabi ki kaptan Lionel Messi başta olmak üzere, Agüero, Di Maria, Higuain, Lavezzi oldukça korkutucu bir hücum hattına sahipler. Öyle ki Juventus’ta tekrar parlayan Tevez bile -Sabella ile ilgili açıklamaları nedeniye çok beklenmese de- bu kadroda yer bulamadı. Messi ve Higuain’in elemelerde adam başı 10 gol attığını göz önüne alırsak Arjantin’in grup aşamasında gol bulmakta çok da zorlanmayacağı açık.

Hücum kadar güven vermeyen savunmada ise göze ilk çarpan isim oldukça iyi bir sezon geçiren, Portekiz’de üç kupayı kazanıp Avrupa Ligi’ni penaltılarla kaçıran Benfica’nın savunma gücü Ezequiel Garay. Benim Bayern Münih’te oynadığı zamandan beri güvenmediğim ve bu seviyede forma giyebilmesine şaşırdığım Manchester Cityli Demichelis ise savunmada saatli bomba olarak görev yapmak üzere kadroya alınmış ve Sabella’nın açıklamalarına göre son 23e kalacak gibi görünüyor. Açıkçası oynarsa da bu lafları yedirecek bir performans beklemiyorum.

Teknik Direktör: Alejandro Sabella

2011’de Arjantin’in başına gelen Sabella’nın 2009’da başlayan teknik adamlık kariyerinde Estudiantes’ten başka çalıştırdığı bir kulüp bulunmuyor. Orada da ilk yılında Copa Libertadores’i kazanmayı başarmış. Takıma gelir gelmez Messi’ye kaptanlığı vermekle başlayıp keskin hamleler yaptı. Tevez ile tartışması Tevez'in milli takımdan ayrılmasına sebep oldu. Venezuela’ya deplasmanda 1-0 yenilip tereddüt yaşatsa da Arjantin’i eleme gruplarından 1. olarak çıkarmayı başardı.  Daha önceki teknik direktörlerden daha az şöhrete sahip olmasına rağmen takım, özellikle Messi, oynatmaya istediği futboldan keyif alıyor gibi gözüküyor.

Bunda iş var:
Elbette herkesin gözü Lionel Messi’nin üzerinde olacak özellikle de üzerinde “milli takımda iş yapmıyor” eleştirilerinin baskısı varken. Ama gözler onun üzerindeyken daha fazla parlayabilecek bir isim var: Angel Di Maria. Özellikle Şampiyonlar Ligi finalinde oldukça formda gözüken Real Madrid’in kanat oyuncusu Dünya Kupası’nda bu formunu koruyarak takımının ilerlemesinde büyük pay sahibi olabilir.

Bosna-Hersek
2010 Dünya Kupası ve 2012 Avrupa Kupası play-off eşleşmelerinde Portekiz’e elenen Bosna-Hersek durumdan ders çıkartmış olacak ki Brezilya’ya eleme grubunu hücuma dayalı saldırgan bir futbolla 1.bitirerek geldi. Kaliteli oyuncularıyla gittikçe güçlenip orta-üst sınıf bir takım olan Bosna-Hersek katıldığı ilk Dünya Kupası’nda hücumcu futboluyla biz izleyenlere keyif verecek gibi görünüyor.

Kadro:
Bosna kadrosu oldukça kaliteli birçok futbolcuyu içinde barındırıyor. Takımın defansif yönü hücuma göre daha zayıf kalsa da kalede Stoke City’nin parlayan kalecisi Asmir Begovic ve B.Leverkusen’in stoperi Emir Spahic’in varlığı taraftarlara bir nebze de olsa rahatlık veriyor.

Kadroda sadece iki forvetin olması ise dikkat çeken bir nokta. Bu forvetlerden birinin Edin Dzeko diğerinin Vedad Ibisevic olması kağıt üstünde yeterli gibi görünse de yaşanacak bir sakatlık veya alınacak cezalar forvet bölgesinde ciddi sıkıntılara yol açacaktır. Susic’in bu durumda kullanmayı düşündüğü oyuncu ise bir sağ kanat oyuncusu olan ve İBB’de forma giyen Edin Visca olarak tahmin ediliyor. Ibisevic demişken, 2008-2009 sezonunda Hoffenheim’ı ligin ilk yarısında ligin tepesine çıkarmışken hazırlık maçında yaşadığı sakatlık olmasaydı o sezon hem kendisi hem de Hoffenheim için çok farklı olacaktı.

Bosna’nın en güçlü olduğu yer ise ortasaha. Çin’de forma giyiyor olmasına rağmen takımda hala maestro konumda olan Misimovic, Roma’da harika bir sezon geçiren Pjanic, Lazio’da forma giyen Senad Lulic’in yanında ülkemizde Gençlerbirliği’nde forma giyen Haris Medunjanin ile K.Erciyesspor’da oynayan Senijad Ibricic, İBB ile Süper Lig’e çıkan Edin Visca ve herhangi bir hayrını görmediğimiz, Galatasaray’dan da ayrılacak olan Izet Hajrovic gibi isimler var.

Teknik Direktör: Safet Susic

Ülkemizde 1996-1998 yılları arasında İstanbulspor’u çalıştırdıktan sonra 2004’te geri dönüp 2009’a kadar gezici teknik direktörlük yapmış olan Susic elemelerde Bosna Hersek’e oldukça saldırgan bir futbol oynattı ve bunun sonucunda 10 maçta 8 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet alarak gruptan birinci çıkardı. Grupta maç başına 3 gol ortalamayla oynayan bir Bosna yaratmayı başaran Susic genelde Misimovic’i 10 numara pozisyonunda kullanırken Pjanic’e Misimovic’i destekleme görevini verdi. Güçlü takımlara karşı tek forvete dönse de maçların genelinde ikili forvet hattını bozmadı. Neden bu kadar hücuma yönelik oynadığı sorulduğunda da “elimdeki malzeme bu, savunamayız saldırmak zorundayız” gibi bir cevap vermişti.  Bu mentalite Dünya Kupası’nda iş yapacak –umarım yapar- mı merak ediyorum.

Bunda iş var: 
Miralem Pjanic
Bu sezon Roma’da yıldızı iyice parlayan ve Milan’a attığı golde lügatımıza sağdan atıp sağdan geçmeyi kazandıran 24 yaşındaki futbolcu, Misimovic nedeniyle kanatta oynuyor olsa da Bosna’nın bu noktaya gelmesine büyük katkı verdi.  Tekniği ve oyun zekası oldukça yüksek olan Pjanic, kupada Misimovic’in gölgesinden sıyrılıp Dzeko’yu bile arkaplanda bırakacak bir performans gösterebilir.


Nijerya


5. kez Dünya Kupası’na katılan ve 4.kez kura şansları(!) yüzünden Arjantin ile aynı gruba düşen Nijerya’nın kupadan beklentileri o kadar da büyük değil. Daha önce 2 kez son 16ya kalan takım  mümkünse bu başarıyı bir üst basamağa çekmek istiyor.

Kadro:

Nijerya’nın şu anda genç oyuncuların biraz daha ağırlıklı olduğu 30 kişilik bir kadrosu var. Bu kadroda ilk tanıdığımız isimler Fenerbahçe’de forma giyen ve forvet rotasyonunda şans bulduğunda  12 gol atan Emmanuel Emenike; yine bir dönem Fenerbahçe’de oynamış Joseph Yobo ve bu sezon Çaykur Rizespor’da 2 gol atan defans oyuncusu Godfrey Oboabona var. Bu isimler dışında futbolseverlerin tanıdığı kaleci Vincent Enyeama, John Obi Mikel, Victor Moses, Peter Odemwingie ve Shola Ameobi kadroda bulunan oyuncular. Oyuncuların çoğu Avrupa’da forma giymekte.

Teknik Direktör:  Stephen Keshi

Nijeryalı bir futbolcu olan Keshi, 2004’te başladığı teknik direktörlük kariyerinde Nijerya’dan önce Togo ve Mali takımlarını yönettikten sonra 2011 yılında Nijerya’nın başına geçmiş. Keshi, 2013 yılında futbolcuyken de kazandığı Afrika Uluslar Kupası’nı takımına kazandırdı.  Takımını Dünya Kupası’na  Afrika elemelerinden namağlup getirmeyi başardı.

Bunda iş var:

Ahmed Musa. 21 yaşındaki sağ kanat/forvet oyuncusu VVV-Venlo’da sürati ve top sürüş becerisiyle birçok takımın dikkatini çekse de CSKA Moskova’ya transfer oldu. Son 2 sezonda 69 maç 12 gol gibi bir istatistik yakaladı. Bu turnuvada Nijerya’nın grupta oynayacağı maçlarda kontra atakların etkili ismi olması mümkün.

İran
Açıkçası İran futbolu hakkında Mustafa Denizli’nin bir dönem orada takım çalıştırması ve çocukluğumdan yarım yamalak hatırladığım Ali Daei dışında bilgim yok. Biraz araştırma yaptığımda da Dünya Kupası’na dair faydalı bilgilere ulaşamadım. Bu sırada İran’ın ilk FIFA resmiyetindeki maçını 1950’de Türkiye ile oynayıp 6-1 kaybettiğini, bunun da 1958’de G.Kore’ye yenildikleri 5-0 ile birlikte en ağır yenilgileri olduğunu öğrendim.
Bugüne kadar 1978, 2006 ve 2010 kupalarına katılan İran’ın gruptan çıkmak gibi bir başarısı bulunmuyor. Bu başarıyı da burada elde edecek gibi görünmüyorlar.  2006 ve 2010’dan hatırladığım kadarıyla çok iç açıcı bir futbol ortaya koymamışlardı.

Kadro:
Kadronun çok büyük bir bölümü  İran’da forma giyen futbolculardan oluşuyor.  En bilindik isim Fulham’ın ortasaha/sağ kanat oyuncusu Ashkan Dejagah. Uzun yıllar Almanya’da forma giyen Dejagah Almanya U21 takımına kadar yükselse de 2012 yılında milli takım olarak İran’ı seçmiş bir isim. Aynı yıl Fulham’a transfer olan futbolcu Fulham’ın küme düşmesine engel olamadı.

Teknik Direktör:  Carlos Queiroz

1989 yılından beri Portekiz, Sporting Lisbon, Güney Afrika, Real Madrid gibi takımları çalıştırıp, 2 kez de Manchester United’da Sir’ün yardımcılığını yapan Queiroz 2011 yılından beri İran’ın başında bulunuyor. Kariyerinde büyük başarılar olmayan ve son kupada Portekiz’i yöneten teknik adam, 4 maçta sadece Kuzey Kore’yi yenebildiği için görevine son verilmişti. Queiroz, İran’ı Asya elemelerinde Güney Kore, Özbekistan, Katar ve Lübnan’ın olduğu grupta 8 maçta 16 puanla 1. çıkartarak Dünya Kupası’na getirdi.

Bunda iş var:

Serdar Azmoun. Rubin Kazan’a transfer olan İranlı 19 yaşındaki forvete ülkenin büyük bir umutla baktığı yazılmış. İran U17’de 6 maçta 7, U21’de 17’de 19 gol gibi performanslarla oynayan Azmoun Türkmen kökenliymiş. Bunu yazmamdaki tek sebep ilerde transfer edersek yerli olarak oynatıp oynatamayacağımızın kafama takılması. Eğer kendisinden beklendiği gibi gelişirse Ali Daei’yi geçebileceği iddia ediliyor, bu turnuvada forma bulursa bu iddiaların gerçekçiliğini belli edecek.


Tahminler:
Mustafa: 1-Arjantin 2-Bosna-Hersek 3-Nijerya 4-İran
Ben: 1-Bosna-Hersek 2-Arjantin 3-Nijerya 4-İran
(Mantıklı olan Mustafa'nın tahmini ancak ben Bosna'nın acemi şansının yardımıyla (!) sürpriz yapabileceğini düşünüyorum)

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Grup G: Ön İnceleme




Turnuvada D grubuyla birlikte ölüm grubu sıfatına yakışan G grubu turnuvanın en çetin ikincilik mücadelesinin verileceği grubu olmaya aday. Ancak favori Almanya’nın bile yaşayacağı bir kaza soğuk terler dökmelerine sebep olabilir.

Almanya

2002’den beri (Euro 2004 hariç) her turnuvada kupanın en önemli adaylarından olup da bir türlü mutlu sona ulaşamayan Almanya bu yıl da Brezilya’da hiçbir Avrupa takımının başaramadığı bir şeyi başarmaya çalışacak: Güney Amerika’da kupa kazanmak. 18 yıldır kupaya hasret olan Almanya’nın yetiştirdiği altın neslin önemli oyuncuları olan Podolski, Lahm, Schweinsteiger, Mertescaker ve Klose için de son şans olabilir –Klose 40ında da oynayabilir belli olmaz o yüzden-. Almanya geçmişteki karanlık dönemden dersler çıkardığı için belki uzun bir süre jenarasyon sıkıntısı yaşamayacak ancak yine de bu oyuncuların bir kupa kazanamadan futbolu bırakmaları büyük haksızlık olur. Benim gibi bir Almanya dilencisi için özellikle.

Bu turnuvada tarihi belalıları İtalya ile finale kadar karşı karşıya gelmeleri mümkün olmayacağından -İtalya’nın da eleneceğini düşünerek-  Almanya’nın final oynama ve kupayı kazanma şansını oldukça yüksek görüyorum. Bu yolda da Brezilya’dan 2002 finalinin intikamı alınabilir.

Kadro: Açıklanmış 27 kişilik ön kadroda sürprizler var ve tartışmalar söz konusu. Takımın en yaşlı oyuncusu 36 yaşındaki efsane –bana göre hakkı da yeterince verilmeyen- golcü Miroslav Klose. 2011’de Galatasaray ile adı anıldığında çok ümitlenmiştim ama Lazio’ya gidip onları şahlandırdı. Sampdoria’da forma giyen ve Almanya’da 1 dakika bile futbol oynamamış 22 yaşındaki Mustafi, aynı yaştaki Dortmund’lu Erik Durm tecrübesizlikleri nedeniyle eleştirilen isimler –muhtemelen de son kadroda olmayacaklar-. Ama bana göre kaptan Philip Lahm’ın 2006’da henüz 22 yaşında Kosta Rika’ya attığı golle parlayan kariyeri bu gençlere bu kadar olumsuz bakmamak için yeterli.
Khedira gibi  sezonun çoğunda sakatlıklarla boğuşmuş bir ismin kadroda yer bulması da Löw’ün eleştiri konusu olduğu bir diğer nokta. Geçtiğimiz günlerde de Neuer’in kupayı kaçırabileceği iddiası çıkmıştı ama bu yalanlandı. Almanya’nın en rahat olduğu mevkilerden biri kale olsa da kimse elindekinin en iyisinden mahrum kalmak istemez.

Teknik Direktör: Joachim Löw

Löw 2006’da takımı Jurgen Klinsmann’dan devraldığında çok hoşnut olmamıştım çünkü Klinsmann’ı seviyordum ve başarılı olduğuna inanıyordum. Löw, zamanın getirdiği bir sürpriz sonucu 2006’da yardımcılığını yaptığı Klinsmann’ın yönettiği ABD ile aynı gruba geldi. Defans güvenliğini bırakmadan hücumcu ve hızlı bir oyun oynatan Löw 2010’dan önce Ballack’ı takımdan kesmesiyle polemikleri ateşlemişti hatırlayanlar olacaktır. Kafasındaki felsefeye uygun olmayan kimseyi takımda istemeyen Löw bu zamana kadar 2008 finalinde İspanya’ya, 2010 yarı finalinde İspanya’ya ve 2012 yarı finalinde İtalya’ya yenilerek “kupa kazandırabilen hoca değil” baskısını yaşamaya başladı. Löw, hazırlık maçlarını dikkate almazsak Almanya’yı buraya 9 galibiyet ve 4-4lük ilginç bir İsveç beraberliğiyle getirdi.

Bunda iş var:

Miroslav Klose: Dünya Kupası’nda 36 yaşını dolduracak olan Klose bu sezon Lazio’da 28 maça çıkıp 8 gol 5 asist ile oynadı ve 267 dakikaya bir gol sığdırarak kötü giden Lazio’da iyi bir sezon geçirdi. Kendisi Ronaldo’nun rekorunun en büyük tehditçisi ve Brezilya’da 2 gol atarsa bu rekoru ele geçirecek. Golcülüğünün yanında iş ahlakı ve disipliniyle de konuşulan bu adamın rekoru alma zamanı geldi.

Mario Götze:  Belki yazmaya bile gerek yok ama geçen sezon oldukça ses çıkartan bir transferle Borussia Dortmund’dan Bayern Münih’e  transfer olan 22 yaşındaki ortasaha oyuncusu, soğukkanlılığının yanı sıra hızı ve top sürüş yeteneğiyle Almanya’nın korku veren hücum hattının en büyük kozlarından birisi olacak.

Portekiz
2002’den beri yapılan her Dünya Kupası’na katılmayı başaran Portekiz’in bu süredeki en iyi derecesi 2006’da Almanya’da aldığı 4.lük oldu. Tarihlerindeki en iyi derece ise 1966’da İngiltere’de kazandıkları 3.lük.  Avrupa Kupası’nda ise 2004’te kendi evinde yapılan turnuvada finalde Yunanistan’a yenilerek kupayı kaçıran Portekiz’den beklentiler çok da büyük değil. Cristiano Ronaldo’nun önderliğinde sürpriz yapabilirler mi bunu grup maçlarında göreceğiz.

Kadro: Portekiz’in final kadrosu açıklandı. Tabi ki gözler takımın yıldızı ve en büyük kozu kaptan Cristiano Ronaldo’da olacak. Kadronun geneline baktığımızda futbola göre orta-yaşlı ve yaşlı sayılabilecek oyuncuların fazlalığı göze çarpıyor. Nani, Coentrao, Pepe, Rui Patricio gibi tanıdık bir sürü isim var.  Ülkemizde Fenerbahçe’de oynayan Bruno Alves ve Raul Meireles ile Beşiktaş’ın gol yükünü çekmeye çalışan Hugo Almeida da kadroda yer alan isimler.

Teknik Direktör: Paulo Bento

Bento, futbolculuk ve teknik direktörlük kariyerinde Portekiz dışına hiç çıkmamış bir isim. Takımını Euro 2012 eleme gruplarında devraldıktan sonra başarılı bir grafikle Euro 2012 yarıfinaline kadar çıkartıp şampiyon İspanya’ya penaltılarla kaybetti. Dünya Kupası’na gelirken de Zlatan İbrahimovic vs. Cristiano Ronaldo şeklinde görülen –ki öyle oldu- play-off maçlarında İsveç’i elemeyi başardı. Portekiz’i ilk kez bir Dünya Kupası’nda yönetecek Bento’nun oynattığı futbol çok beğenilip övgüler almasa da bu atmosferde beklentileri aşmayı başarabilir.

Bunda iş var:

Portekiz kadrosunda genç oyuncular mevcut ancak içlerinden sadece bir tanesi ön plana çıkıyor: William Carvalho. 22 yaşındaki Angola doğumlu genç ön libero bu sezon Sporting Lisbon ortasahasının değişmez isimlerinden bir tanesi oldu. Liverpool ve Manchester United’ın yanında başka takımların da transfer etmek için uğraş verdiği söylenen genç oyuncu turnuvada forma şansı bulmak için oldukça iyi oyuncularla kapışacak fakat forma şansı alabilirse kariyeri için büyük bir sıçrama yapabilir.

Tabi ben buraya Bruma’yı yazabilmek isterdim. Kupa maçında çok talihsiz bir sakatlık yaşayan 19 yaşındaki genç kanat oyuncumuz açısından en üzüldüğüm nokta bu turnuvayı kaçıracak olması. Nasip bir sonraki turnuvaya diyelim.

Gana:
2010’da Uruguay’a Suarez’in efsanevi el müdahalesi ve peşinden kaçan penaltı ile elenerek yarı finalin kıyısından dönen Gana bu sefer aynı noktaya gelebilmek için sürprizlere imza atmak zorunda. Bunun için oldukça tecrübeli oyunculara sahipler fakat yarışacakları takımlar oldukça zorlu.

Kadro: Gana’nın şu andaki 26 kişilik ön kadrosunda futbolseverlerin yakından tanıdığı birçok isim mevcut ve birçoğunun da milli takım tecrübesi oldukça fazla. Bu sezon Juventus’un şampiyonluğunda ortasahanın en önemli isimlerinden olan Kwadwo Asamoah, bir diğer önemli isim Essien, Schalke 04’ün silahlarından Kevin-Prince Boateng, takımda en çok milli maça çıkmış Sulley Muntari ve Birleşik Arap Emirleri’nde oynasa da hala rakip savunmalar için korku salan Asamoah Gyan şüphesiz Gana’nın en büyük kozları olacaklar. Ülkemizde Eskişehirspor’da forma giyen ve izlediğim maçlarında oldukça başarılı bulduğum Jerry Akaminko da Gana için ter dökecek.

Teknik Direktör: James Kwesi Appiah

Kendisi Gana’yı Dünya Kupası’na götürerek bir ilki başarmış ve Dünya Kupası’na giden ilk siyahi Afrikalı teknik direktör olmuş. Kendisi ülkesi dışında futbol adına İngiltere’de aldığı eğitimler dışında bir faaliyette bulunmadığı için hakkında bilgi edinmek zor, belki de bu kupa onun daha fazla tanınmasını sağlar.

Bunda iş var:
Majeed Waris. 22 yaşındaki Spartak Moskova’lı futbolcu bu sezonun yarısında kiralık gittiği Valenciennes’te 15 maçta 9 gol atmayı başarmış ve formuyla takımdaki gençler arasında en çok öne çıkan isim. Asamoah Gyan’a iyi bir alternatif olmanın yanı sıra formayı da ondan alabilir.

Amerika Birleşik Devletleri
7.kez üst üste Dünya Kupası’na katılıyor olsalar da 2010’daki turnuvaya kadar herkes ABD’nin bir futbol turnuvasına katılmasıyla ilgili şakalar yapıyordu. 2010’da gösterdikleri son 16ya kalma başarısı ve performans, İngiltere karşısında aldıkları galibiyete eşdeğer gördükleri 1-1lik beraberlik –Robert Green ve Jabulani sayesinde- bu şakaların biraz kesilmesine sebep oldu. Bu turnuvada geçen sefer elendikleri Gana’dan grup aşamasında intikam alma fırsatı bulacaklar. Teknik direktör Jurgen Klinsmann için de Almanya karşısında eski yardımcısı Löw’e karşı mücadele verecek olmak ilginç bir hikaye ortaya çıkartabilir.

Kadro:
Klinsmann dün itibariyle 23 kişilik final kadrosunu açıkladı. Oldukça ağırlıklı bir şekilde MLS’ten oyuncu seçen Klinsmann bu kadroyu Almanya’da forma giyen oyuncularla destekledi. Takımdaki en tecrübeli isimler kaleci Tim Howard, şu anda Meksika’da oynayan DeMarcus Beasley ve Seattle’da forma giyen Clint Dempsey. Beşiktaş’a transfer olan Jermaine Jones ile kısa bir dönem Bursaspor’da forma giymiş Jozy Altidore da kadroda yer alan isimler.

Kadro konusunda en büyük patırtı London Donovan’ın dışarda bırakılması ile koptu. Kadro açıklandığı saatlerde Twitter’da tabiri caizse “çarşı karıştı”. Birçok kişi Donovan’ın göbeğini bu kadro dışıya sebep gösterirken, bir kısmı kararın aylar önce verildiğini yazdı bunlara karşı Donovan’ı savunan kişiler de ABD’nin Donovan’ı çok arayacağını, onun kadar tecrübeli ve başarılı bir oyuncunun eksikliğinin maçlarda hissedileceğini  belirtti. Ben ise Donovan’ı sevmeme rağmen Klinsmann’ın Almanya’da yaptığı gibi geleceğin takımını hazırladığını ve uzun vadeli planlar yaptığını düşünüyorum ve bu kararı haklı buluyorum.

Teknik Direktör: Jurgen Klinsmann. 

Almanya’nın efsane futbolcusu ve şu anki takımda emeği yadırganamayacak teknik direktörü bu turnuvada daha önce belirttiğim üzere Almanya’ya karşı mücadele edecek. ABD’yi futbol açısından ileri seviyelere taşıyacağı konusunda şüphem yok ve bu turnuvada da ABD’nin imza atacağı bir sürprizde en büyük payın kendisinde olacağını biliyorum. Olası kötü sonuçlarda ise Donovan’ı dışarda bıraktığı için sertçe eleştirilecek ancak kendisi mutlaka buna da hazırlıklıdır.

Bunda iş var:

Burada hem cahilliğimden dolayı affınıza sığınıyorum hem de 2010’daki kupadan beri beğendiğim bir topçuya torpil yapıyorum.  26 yaşında olsa da, Avrupa kariyerinde belki de yanlış takım tercihleri yüzünden beklenen patlamayı yapamamış olsa da Michael Bradley’den bu turnuvada da başarılı bir performans bekliyorum. Halihazırda Toronto FC’de forma giyen ve daha sözleşmesi olan ortasaha oyuncusunun kafasında böyle bir plan var mı bilemem ama turnuvadan sonra bir kez daha Avrupa’ya açılma şansı bulabilir. Hatırlayanlar olacaktır kendisinin adı bir dönem Galatasaray ile de anılmıştı. Bize gelse belki farklı bir kariyeri olurdu.


Grupla ilgili tahminlerimiz ise şu şekilde:

Mustafa: 1- Almanya 2- Portekiz 3- Gana 4- ABD
Ben: 1-Almanya 2-ABD 3-Portekiz 4-Gana

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Grup H: Ön İnceleme


Turnuvanın dengeli gruplarından bir tanesi H grubu. Gruptan çıkacak takımlarla ilgili genel kanıya yakın bir düşüncem olmasına rağmen, bu grup bende sürpriz havası estiriyor içten içe. Grubun bir diğer özelliği de takım kimliklerini bir dönem kaybetmelerine rağmen, doğru teşhis ve tedavi ile bir atılım yapmaları ve yeniden turnuva takımına dönüşmeleri. Grupla ilgili olarak, fikstüre bakıldığında (grafikteki saatler TSİ) 22 Temmuz günü oynanacak olan Belçika - Rusya eşleşmesinden galip geleni kaderi kendi dileği doğrultusunda çevirecektir. Takımlara tek tek bakacak olursak:

CEZAYİR
Kuzey Afrika temsilcisi, kıta elemelerinde grubunu lider bitirip play-off'ta Burkina Faso'yu geçerek, 2010'den sonra 2014'e de geldi ve istikrarlı bir iş yapmış oldu. Çekişmeli geçecek grup maçlarını tarihlerinde ilk kez aşmak ve 2. tura çıkmak isteyeceklerdir.

Kadro: Açıklanan 30 kişilik geçici kadroyu incelediğimizde, ekibinin büyük çoğunluğunu Avrupa'da oynayan oyuncular oluşturuyor ve bunların çoğu üst sınıf 5 ligdeler. Stoper olarak oynayan takım kaptanı Bougherra, devre arasında transfer olduğu Napoli'de uyum sorununu çabuk aşıp iyi bir dönem geçiren sol bek Ghoulam defansın önemli isimleri. Orta sahada tecrübeli Yebda'nın yanı sıra Brahimi ve Interli Taider önemli isimler. Hücumda ise Feghouli, Slimani ve Soudani'nin skora katkıları Cezayir için çok önemli.

Teknik Direktör: Ülkemizden de tanıdığımız Boşnak hoca Vahid Halilhodzic'in takımla dördüncü yılı ve dokuları tutmuş görünüyor. Kıta elemelerinde takımına hücum ağırlıklı bir oyun oynatan kurt hocanın disiplinine sadık mı kalacağını yoksa farklı stratejiler mi izleyeceğini merak etmekteyim.

Bunda iş var: Bu yılın henüz başında milli takım tercihini Cezayir'den yana kullanan son hazırlık maçında ilk kez milli formayı giyen 19 yaşındaki Bentaleb, -eğer 23 kişilik kesin kadroda olursa- takımın parlamaya en açık isimlerin başında görüyorum. Süre aldığı Tottenham maçlarında pozisyon alması ve doğru tercihleri ile benim gibi pek çok kişinin dikkatini çekmiştir. Bunun yanı sıra kanatlarda ve en uçta oynayabilen, mevcut sezonu Dinamo Zagreb'te çok iyi geçiren (45 maçta 20 gol & 11 asist) Soudani, kariyerinde bir sıçrama yapmak isteyecektir.

BELÇİKA
Evlerinde gerçekleşen EURO 2000'den gruptan çıkamayan Belçika büyük bir revizyon ve yenilenme ile milli futbollarını rayına oturttular. Yeni çehreleri ile ilk kez U23 kadroları ile 2008 Olimpiyatları'nda yarı final yapan kadroyu oluşturdular, öyle ki o kadrodan tam 7 kişi açıklanan kadronun içinde bulunuyor. Turnuvanın benim için en büyük sürpriz ihtimalini oluşturan ekibi.

Kadro: Belçika kadrosu büyük bir potansiyel içermekte. Kadronun tamamına yakını ülke dışında oynuyor, ve 24 kişilik geçici kadronun büyük çoğunluğu ise Premier Lig'de (11) oynamakta. Kalede hangisi oynasa itiraz edilmeyecek kalibredeki Courtois ve Mignolet, defansta Premier Lig'de takımlarında banko oynamış Kompany, Verthongen ve Vermaelen'i görüyoruz. Orta sahada çevik ve tatlı sert oyunları ile dikkat çeken Fellaini ve Witsel ile yaratıcı oyuncular Hazard ve De Bruyne forma bekleyecekler. Kanatlarda Mertens ile henüz milli takım tercihini Belçika olarak seçen Januzaj sivrilen isimler. "Yeni Drogba" olarak tanımlanan Lukaku, Mirallas en uç pozisyonun en güçlü adayları. Eğer sakatlık olmasaydı Benteke de bu hücum hattını zenginleştirecekti.

Teknik Direktör: Marc Wilmots, hafızasını zorlayan futbolsever dostların, futbolcuğunu Schalke'den hatırladığı bir hoca. Son iki yıldır baş direktörü olduğu milli takımda, aktif futbolculuğunda olduğu gibi hücum ağırlıklı bir oyun oynatmayı seviyor. Belçikalı hocanın bize izlemekten keyif duyacağımız bir takım izleteceğinden şüphem yok.

Bunda iş var: Aslında kendisini hepimiz tanıyoruz ama milli takım tercihini henüz seçtiği için Adnan Januzaj, gelişmekte olan ismini daha da ileri götürmeye çok müsait durumda. Adnan'ın yanı sıra, Benteke'nin sakatlığı dolayısıyla tercih edilen U19 genç takımının yıldız adaylarından  Divock Origi, ayağına gelen bu şansı değerlendirmeye çalışacaktır.

RUSYA

2006'dan bu yana uluslararası tanınırlığı yüksek hocaların yönetimi sistemi ile son 4 büyük turnuvanın 3'üne katılma başarısı gösterdiler. Aynı zamanda bir sonraki ev sahibi olarak turnuvaya katılıyorlar. Mevcut ön tahminlere göre Belçika ile gruptan çıkmanın en büyük adayları durumdalar.

Kadro: Rusya, açıklanan kadrolara göre en domestik ekibi kuran 2 takımdan biri, öyle ki 30 kişilik geçici kadrolarında Pogrebnyak dışında ülke dışından oyuncu yok. Pozisyonlara bakarsak kalede, üst düzey kaleci arayan tüm takımların uzun listelerine mutlaka giren Akinfeev, büyük bir aksilik çıkmazsa oynayacak kaledee. Defansta tecrübeli oyuncular Anyukov ile Berezutski kardeşlere büyük görev düşecek. Orta sahada Zhirkov, Shirokov, Denisov'un formları ile Dzagoev'in yaratıcılığı Rusya için kilit durumlar. Kerzhakov, Pogrebnjak ve Kokorin takımın skor yükünü çekmeye çalışacaklar.

Teknik Direktör: Kulüp takımlarında pek çok kez şapkadan tavşan çıkardığına şahit olduğumuz Capello, 2008'de İngiltere ile başladığı ulusal takım kariyeri, çoğunluğu pek de tatmin etmedi açıkçası. Yine de Rusya'yı grubunun lideri olarak Dünya Kupası'na ulaştırmayı bildi. İtalyan hocayı zorlu bir fikstür ve zorlu rakipler bekliyor.

Bunda iş var: Fabio Capello, biraz da mentalitesinin de doğrultusunda oldukça tecrübeli bir ekip tercihinde bulundu.  Bu sebeple yüksek potansiyelli bir oyuncunun gün yüzüne çıkması pek mümkün görünmüyor. Ancak, yıllardır pek çok büyük scout ekibinin izlemesinde olan, fakat o beklenen patlamayı (beklenen patlama demişken Aydın Yılmaz'a saygılarda bulunalım) uluslararası boyutta henüz gösteremeyen Dzagoev'in göstereceği performans ile büyük liglere transferini sağlayabileceği bir turnuva izleyebiliriz. Dzagoev ile birlikte dikkat çekecek bir diğer oyuncu da genç santrafor Kokorin. Soğukkanlı bir oyun görüşü ve bitiriciliğe sahip Kokorin oldukça ilgi çekecektir.
KORE CUMHURİYETİ

1980'lerin başında kurmalarıyla başlayan yapılanmaları ve büyük özverileri ile Kore futbolunu sağlam temele oturtmaya başladı uzakdoğu temsilcisi. Öyle ki, ligleri kurulduğundan bu yana olan tüm turnuvalara (1986'dan bu yana üst üste 8. aralıksız turnuva) katıldılar ve herkesin hatırlayacağı gibi 2002'nin ev sahiplerinden biri oldular. Turnuva alışkanlıkları ile gruptaki rakiplerine pürüz çıkarabilecek potansiyeldeler.

Kadro: Sağlam yapılanma ile günümüze gelen Kore futbolu artık global futbol dünyası ile de entegre olmaya başladı. Açıklanan 23 kişilik kadrolarında 9'u Avrupa liglerinde olmak üzere, 17 lejyoner futbolcusu var. Açıkçası Asya'da oynayanların çoğunu bilmiyorum ama Avrupa'da oynayanların profiline bir nebze olsun hakimim. Augsburglu Hong Jeoh-ho stoper rotasyonunda epeyce görev aldı. Avrupa'da ilk olarak Celtic'e gelen Ki Sung-yueng, Sunderland ortasahasında fiziği ve çevikliği ile iyi maçlar çıkardı ve hatta kritik goller de attı. Forvette ise bu sezon Leverkusen'de iyi bir sezon geçiren Son Heung-min skor yükünü çekecek isimlerin başında gelecektir. Takımın diğer Augsburglusu Kim Jin-su ise kısır bir sezon geçirmesine rağmen turnuvada elinde geleni yapacaktır.

Teknik Direktör: Kore Cumhuriyeti'ni hocası ile ilgili doğrudan bir fikrim yoktu açıkçası ama fotoğrafını gördüğümde bir tanıdık geldi. Sonra araştırdığımda 2002 Dünya Kupası'nda bize karşı oynamış ve takımın kaptanlığını yapmış. Milli takımdaki hocalık geçmişi ise 2009'da U20 ile başlamış. 2012 Yaz Olimiyatları'nda U23 takımını çalıştırdıktan sonra da son bir yıl A takımın baş antrenörü. Yardmcı antrenörlük döneminde Hollandalı tanınmış teknik direktörler Advocaat ve Verbeek ile çalışmasını mutlaka kariyerinde etkili olmuştur.

Bunda iş var: Dört sezon önce, 18 yaşında geldiği Bundesliga'da önce Hamburg, son sezonda ise Bayer Levekusen forması giyen Son Heung-min kadronun parlaması en beklenen ismi. 2013/14'te resmi maçlarda 12 gol attı. İzlediğim maçlarında hangi ayağının birincil olduğunu anlayamadım, öyle iyi kullanıyor iki ayağını da. Onun dışında hızlı ve hızını da iyi kontrol edebiliyor. Kendisini daha yakından tanımak isteyenler için ise Bundesliga'nın resmi youtube hesabındaki videosunu buradan izleyebilirsiniz.



Grupla ilgili öngörülerimize gelirsek; hem Ögeday, hem de ben 1. Belçika, 2. Rusya, 3. Kore ve 4. Cezayir olarak düşünüyoruz. Bakalım ne kadar tutturacağız.



8 Mayıs 2014 Perşembe

Açılış ve Fikstür


Merhaba! 
Dünya Kupası, biz futbolseverler için adeta bir festival. Ardı ardına başlayıp biten maçlar, fikstürdeki saatlere göre yapılan programlar,  her takımı farklı bir gözle izleyip değerlendirme yapmalar ve niceleri...

Biz de Ögeday ile birlikte 2014 Dünya Kupası'nı kendimiz adına nasıl eğlenceli kılabiliriz diye düşünürken; kupanın öncesinde kadroların oluşturulması sürecinden itibaren, grupların ön değerlendirmesi ve kupanın da başlamasıyla birlikte maçlar hakkında aklımızda kalanları kayda geçirelim diyerek bir blog oluşturmaya karar verdik.

Brezilya'nın kupaya ev sahipliği yapmasının sanırım en güzel yanı maçların akşam, gece ve hatta gecenin köründe yayınlanacak olması. Okul ve iş saatleri ile maçlar çok dar bir dilimde çakışacak normal şartlarda. Biraz uykudan fedakarlık edilmesi gerekecek  ama dört yılda bir olan Dünya Kupası için o kadar özveriye değeceğini düşünmekteyim.

Büyük turnuvaların adetindendir; tüm maçların takvimini ve sonuçlarını bir arada görmek için fikstür tutulur. bunun en güzel örneklerinden bir tanesi ise excely sitesinin yaptığı ve maç sonuçlarını girdikçe puan tablosunun ve eleme maçlarının kendiliğinden oluştuğu bir excel dosyası. Bu adresten turnuvada size eşlik edecek interaktif fikstürü temin edebilirsiniz.

Açılış için sanırım yeterli bir yazı oldu. Takımlar açıklandıkça grup ön izlemeleri ile yazılara başlangıç yapmayı düşünüyoruz. Şimdiden izlemesi keyif dolu maçların bol olduğu bir kupa olsun.